Sponsorlu Bağlantılar
1 2 3 4 5
Yaşam

Öğrenciler için 5 Adımda Kendi Kendine Motive Etme

Kendi Kendine Motive Etme
Öğretmenler için belirli hobileri, zevkleri, hayalleri olmayan öğrencilerin akademik ve kariyer anlamındaki durumlarıyla ilgilenmek zordur. Kendi kendine motive etme konularını eğitim hayatında işlenmesi önemlidir. Olaya öğrenci tarafından bakacak olursak, öğrencilerin hayatlarında işlerini, çalışmalarını etkileyebilecek durumlarla karşılaştıkları dönemler olabilir. Bu durumlarda odaklanıp hareketleri kontrol altına almak gerçekten de zordur. Sıkılma, enerji ve ilgi eksikliği, odaklanamama gibi sorunlara rastlanabilir.

TAVSİYE: Kendi Kendine Motivasyon için 5 Kolay Teknik

Bu aşamada insan hayatını devam ettirmek, hayata tutunmak, olayları atlatmak için motivasyona veya ilhama ihtiyaç duyar. Peki, insan neden günümüzde bilinen en iyi ve etkili yöntemlerden biri kendi kendine motivasyon iken, dışarıdan ilgi ve motivasyona ihtiyaç duyar? Bunun sebepleri ise insanın kendi kendine motive edebileceğinin farkında olmaması veya bir şeyleri atlatabilmek, hayatına devam edebilmek için birilerinin, kendi dışında etmenlerin yardımına ihtiyaç duyması olabilir.

TAVSİYE: Olumlu Düşünmeyi Kolaylaştıran İpuçları

İnsanın kendi kendini motive etmesi büyük düşünmeye, hedeflere ulaşmaya ve yaşanan zorlukları atlatabilmeye büyük oranda yardımcı olur. İnsan kendi kendini nasıl motive eder? Aşağıda bu sorunun cevabını 5 adım olarak bulabilirsiniz.

TAVSİYE: Son Derece Güçlü Kadınların Temel Özellikleri

Öğrenciler için Kendi Kendine Motive Etme


Kendi Kendine Motive Etme Teknikleri

TAVSİYE: Duyguların Sağlığa Etkisi Nedir?

1.) Hayal Et

Uğruna çalışmaya başlamadan önce zor ama yapılamayacak olmayan bir hayal, bir hedef belirlemek gerekir. Hayalin büyüklüğü kişinin kendini geliştirmesinde önemli bir rol oynar.

2.) Planla

TAVSİYE: Başarılı ve Üretken İnsanlar Neden Sadeliğe Önem Verir?

Hayalden, hedef belirlemeden sonra bu hayale ulaşmak için akıldakileri bir yere dökmek önemlidir. Bu hayalin, hedefin gerçekleşme planıdır. Olabildiğince sağlam olmalıdır. Esas planın yanı sıra bir o kadar güçlü yedek, yardımcı planlar da oluşturulmalıdır.

3.) Gerçekleştir

TAVSİYE: Daha Üretken ve Motive Olmak için 3 Basit Yöntem

Artık bir hayal ve bunu gerçekleştirmeye yardımcı olacak bir plan var. Sıra planı yürürlüğe koymaktadır. Planın gerçekleşmesi için boşa harcanacak en ufak vakit dahi yoktur.

4.) En Uygun Hale Getir

Bir diğer adım da gerçekleştirirken gerçekleştirmekte olduğumuz şeyi en uygun, en verimli şekilde gerçekleştirmeye çalışmaktır. Bu adımda olumlu, pozitif düşünceli olmak, benzer hedefleri olan insanlarla buluşup onlardan fikir almak oldukça yardım edici olacaktır.

5.) Ödüllendir

Bir hayali, hedefi gerçekleştirmek kolay değildir. Bu hedefe giden en küçük adım bile gerçekleştiğinde kişi kendini ödüllendirmelidir. Ödülün büyüklüğü veya küçüklüğü önemli değildir.

TAVSİYE: Erteleme Alışkanlığından Kurtulmak için Neler Yapabiliriz?

Bu 5 adımın yanı sıra başarılı insanların hayatları, ilham verici kitaplar da kendi kendine motive etme konusunda yardımcı olur. Ayrıca, odaya asılan ilham verici, motive edici alıntılar da hayallerin gerçekleşmesinde önemli bir rol oynar.

Son olarak, kendi kendine motivasyon teknikleri konusunda zamanla gelişim gösterebilir ve motive olma konusunda başka şeylere bağımlı olmayı geride bırakabilirsiniz. Hiçbir zaman istediğiniz, sevdiğiniz şeyleri yapmaktan, hayaller kurmaktan, hayaller uğruna çabalamaktan vazgeçmeyin. Hayallerin büyüklüğünün veya zorluğunun hiçbir önemi yoktur. Azim ve sabır ile başarıya kolayca ulaşılabilir.

Yazar: Mustafa Molla

Baş Dönmesi Nedir? Baş Dönmesi Neden Olur?

Baş Dönmesi Nedir? Neden Olur?
Baş dönmesi, farklı sebeplerden kaynaklı olarak birçok kişide görülebildiğinden "baş dönmesi neden olur?" gibi sorular sorulabiliyor. İç kulak sorunları, tansiyon problemleri ya da ilaçlar gibi daha birçok baş dönmesi nedeni görülebilmektedir. Biz de bu yazımızda sizler için baş dönmesini tanımladıktan sonra nedenleri hakkında bilgileri vermeye çalıştık.

TAVSİYE: Boyun Tutulması Neden Olur? Boyun Tutulması Nasıl Geçer?

Baş Dönmesi Nedir?


Baş dönmesi, hemen hemen herkesin yaşadığı tecrübe ettiği günlük hayatta sık sık şikâyetlerini duyduğumuz rahatsızlıklardan biridir. Etrafımızdaki her şeyin dönüyor gibi olduğu, ayaklarımızın yerden çekildiği gibi durumlara neden olan baş dönmesine tıpta ‘vertigo’ denir.

TAVSİYE: Sabahları Aç Karnına Su İçmenin 8 Şaşırtıcı Faydası

Baş dönmesinin farklı farklı tipleri vardır, hangi tip olursa olsun baş dönmesi bir hastalığın belirtisidir. Başlı başına bir rahatsızlıktır, demek yanlış olur. Baş dönmesi gün içerisinde sık sık ya da belirli aralıklarla gerçekleşebilir. Eğer ki uzun süre bu sorunu yaşıyorsanız mutlaka doktorunuza başvurunuz.

TAVSİYE: Mutsuz İnsanların 7 Alışkanlığı ve Yapılabilecekler

Baş Dönmesinin Nedenleri Nelerdir?


Baş Dönmesi Neden Olur?

TAVSİYE: Kol Titremesi Neden Olur? Sebepleri Nelerdir?

1.) Meniere

İç kulakta sıvı birikmesine ‘meniere’ denir. Meniere, çok sık görülmeyen bir hastalık olmasıyla birlikte ani krizlerden sonra yaşanan bir durumdur. Bu rahatsızlıktan dolayı baş dönmesi 25-30 dakika sürebilir. Ve bu baş dönmesi ile kulak çınlaması da fazlasıyla yaşanabilir.

Hatta içinden çıkılamayacak bir duruma bile ulaşabilir. Zaman zaman duyma sıkıntısı da yaşanabilir. İşte bu iç kulakta meydana gelen sıvı birikmesi sizin baş dönmenizin bir nedeni olabilir. Bundan dolayı mutlaka doktorunuza başvurmanızı öneririm.

2.) İç Kulak Sorunları

İç kulak, çoğumuz için çok da önemli olmayan belki de pek bilgimizin olmadığı ama beynimize sinyaller gönderen önemli bir bölgedir. Eğer ki iç kulakta yaşanan herhangi bir sıkıntı varsa beyne sinyal gitmeyip baş dönmesi problemi yaşanabilir. Görünürde baş dönmesinin bir sebebi yoksa iç kulaktan dolayı kaynaklanıyor olabilir.

3.) Bening Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV)

Başınızı öne eğdiğinizde, başınızı çevirdiğinizde aniden yaşanan baş dönmesine Bening Paroksismal Pozisyonel Vertigo denir. Bu baş dönmesi birkaç saniye yaşanır. İç kulakta dengemizi sağlayan bazı kristaller vardır, bu kristaller koptuğu zaman beyne sinyal gitmez ve karışıklık meydana gelir. İşte bu karışıklıktan dolayı baş dönmesi sorunu yaşanır. Baş dönmesi ile mide bulantısı ve kusma sorunu da yaşanabilir. Bu sebepten ötürü yavaş yavaş hareket edin ve aniden ayağı kalkmayın.

4.) Labirentit

İç kulağın ‘labirent’ adı verilen kısmında bazı virüslerin orada tahrişe ve iltihaba neden olmasından dolayı baş dönmesi sorunu yaşanabilir. Genelde kulak ve üst solunum yolları iltihabından kaynaklanabilir. Baş dönmesi ile birlikte yüksek ateş ve kulak ağrısı da yaşanabilir. Özellikle sigara, alkol gibi alışkanlıklarınız var ise bu hastalığı fazlasıyla tetikler. Aynı zamanda stres ve üzüntüden de uzak kalmanızı öneririm.

5.) Vestibüler Bozukluklar

Diğer adı ise ‘Denge Siniri’dir. Denge siniri, sinyallerin iç kulaktan beyne iletilmesinden sorumludur. Beyne iletilemeyen sinyaller baş dönmesine neden olabilir. Bu durumda şiddetli bir baş dönmesi yaşanır. Birkaç gün içerisinde düzelebilir.

6.) Tansiyon Sorunları

Bazı tansiyon sorunlarından dolayı beyne yetersiz kan ve oksijen gitmesi sonucu baş dönmesi problemi yaşanabilir. Hipertansiyon ve şeker hastalığı olan kişilerde fazlasıyla baş dönmesi sorunu olur. Özellikle güneşli alanda çok durmak, uzun süre aç kalmak gibi durumlar baş dönmesini fazlasıyla tetikler.

7.) Travmalar

Yaşanan bazı kazalar, düşme vb. gibi kafa travmaları baş dönmesine yol açabilir. Bu talihsiz kazalarda alınan sert darbeler iç kulağa zarar verir. Ve belki ilk zamanlarda etkisini göstermeyen bu sıkıntılar zamanla ortaya çıkabilir. Bu yüzden zaman zaman doktorunuzla tetkiklerinizi kontrol etmekte fayda vardır.

8.) İlaçlar

Kullandığımız bazı ilaçlar ağrılarımızı dindirse de baş dönmesi gibi bir yan etki yapabilir. Bu yüzden kullandığınız ilaçların mutlaka prospektüslerini okuyarak kullanınız. Eğer kullandığınız ilacı sürekli kullanmak zorunda iseniz doktorunuza başvurup alternatif bir ilaç isterseniz sizin için daha iyi olacaktır.



Baş dönmesi ve baş dönmesi nedenleri hakkındaki bilgileri sizlerle paylaştık. Her zaman söylediğimiz gibi baş dönmesinin geçmesini beklemeyin direkt doktorunuza başvurunuz. Baş dönmesi, bir hastalık değildir sadece herhangi bir hastalığın belirtisidir. Hastanede yapılan belirli tetkiklerden sonra eğer genel sorunun iç kulakta olmadığı ortaya çıkarsa doktorunuz sizi farklı bölümlere yönlendirecektir. Sağlıklı ve güzel günlere...

İlginizi çekebilecek yazılar:

Yazar: Nurgül Üşengül

Atilla İlhan Kimdir? Hayatı, Eserleri ve Sözleri

Atilla İlhan Kimdir?
Atilla İlhan kimdir? yazımızla karşınızdayız. Atılla İlhan'ın hayatı, 15 Haziran 1925 Menemen'de başlamıştır. Asıl adı Atilla Hamdi İlhan’dır. Babası Muharrem Bedrettin İlhan; annesi Emine Memnune İlhan’dır. Babasının savcı olmasından dolayı iş için İzmir’e taşınmışlardır. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de tamamlamıştır. İzmir Atatürk Lisesi’nde lise birinci sınıftayken sevdiği bir kıza yazdığı mektuplarda Nazım Hikmet’in şiirleri ile yakalanınca okuldan uzaklaştırılıp hapse atılmıştır. 16 yaşındayken hapishaneye gönderilmiştir. İki ay hapiste kalmış ve hiçbir yerde okuyamama cezası verildiği için de okul hayatına ara vermiştir. 1944 yılında ise bu ceza kaldırılmıştır. Ve lise okumaya devam etmiştir. Bu sıralarda şiir yazarak ve tamamen şiirle ilgilenerek sanat camiasına katılmıştır. Lise son sınıfta iken CHP Şiir Armağanı yarışmasında ‘Cebbaroğlu Mehemmed’ adlı şiiri ile ikinci olmuştur.

Atilla İlhan Kimdir? Hayatı, Eserleri ve Sözleri

Liseden mezun olunca da hukuk okumak istemiş ve İstanbul Hukuk Fakültesine başlamıştır. Üniversite yıllarında da şiirle uğraşmış ve bazı dergilerde ilk şiirlerini yayınlamıştır. Ama okulunu yine yarıda bırakmıştır. 1949 yılında “Nazım Hikmet’i Kurtarma Komitesi’ne” katılmak için Paris’e gitmiştir. Çünkü kendisi tam bir Nazım Hikmet hayranıdır. Aynı zamanda Nazım’ın çoğu şiirini de ezberlemiştir.

1965-1973 yılları arasında Demokrat İzmir Gazetesinde başyazarlık ve genel yayın müdürlüğü yapmıştır. 1968 yılında da Biket Hanım ile evlenmiştir.

Atilla İlhan'ın Sanat Hayatı


Şair, romancı, senarist, düşünce adamı gibi birçok sıfat verebiliriz, İlhan’a. Cumhuriyet döneminin önemli sanatçılarından biridir. Şiire farklı bir düzen, coşkulu ve yeni bir anlatım kazandırmıştır. Dönemindeki genç şairleri etkilemiştir. İlk şiiri olan ‘Balıkçı Türküsü’ Yeni Edebiyat dergisinde yayınlanmıştır. Bu şiiri edebiyat dünyasında büyük yankı uyandırmıştır.

Şiirlerinde hem toplumsal hem de bireysel sorunları işlemiştir. Şairin şiirleri ve düşünceleri o dönemde bir grup gencin ortaya çıkardığı ‘Mavi’ dergisi ve topluluğu tarafından benimsenmiştir. “Mavi Akımı” düşüncesini oluşturmak istemiş ama başarılı bir sonuç göstermemiştir. İkinci Yeni ve Garip akımlarına karşı çıkmıştır. Onların düşüncelerini eleştirmiştir. İkinci Yeni’yi ‘yozlukla’ suçlamış; Garipçileri ise dar ve sığ olarak yorumlamıştır.

Kendisinin şiir anlayışını üç döneme ayırabiliriz: Toplumcu Gerçekçi Dönem (1041-1951), Kendini ve bireyi sorguladığı dönem (1959-1968), Neoklasik dönem. Sanatçının edebiyat dünyası bu üç dönemdeki farklı düşünceleri ile birleşmiştir.

Atilla İlhan'ın Sanat Hayatı

Şiirlerinde halk ve divan edebiyatından esintiler vardır. Şiirleri derin bir hayal dünyası ve imgesi taşımaktadır. Lirik şiirler yazmıştır. Toplumsal ve bireysel sorunları destansı bir şekilde anlatmıştır. Şiirlerinde barış, millet, halkçılık, insan, sevgi, aşk, kadın, intihar, korku vb. gibi konuları işlemiştir. Şiirlerinde imla ve dil kurallarını reddetmiş, alışılmış kalıpları ve kuralları yıkmıştır. Özellikle şiirlerinde büyük harf kullanmamıştır. Cümle içerisinde noktalama işaretlerini de kullanmamıştır. Şiirlerinde argoya ve cinselliğe fazlasıyla yer vermiştir. Yapıtları konuşma diline yakındır. Kurallı olan o eski şiir anlayışını yıkmıştır. Yeni bir anlayış yeni bir düzen getirmiştir. Şiir, deneme, roman, gezi gibi türlerde eserler vermiştir.

Ai Kaptanoğlu ismiyle senaryo yazmıştır. “Sinemaya tutkunluğum bilinmeden şiirim anlaşılamaz.” demiştir. Şiirlerinde ve romanlarında sinema tekniklerini kullanmıştır. Şiirlerini adeta bir kamera çekimi yapıyor, gibi yazmıştır. Şiirlerinde ise Nevin, Yıldız, Beteroğlu takma isimlerini kullanmıştır.

Aynı zamanda televizyon programları da yapmıştır. Şair, 11 Ekim 2005 yılında İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. 80 yıllık ömrüne o güzel şiirlerini, romanlarını ve daha birçok eserini katmıştır. Şiirleri günümüzde halen büyük bir zevkle okunur ve onun hayal dünyası, imgeleri düşünülür.

Atilla İlhan Eserleri


Atilla İlhan Şiirleri

  • Duvar, 
  • Yağmur Kaçağı, 
  • Sisler Bulvarı, 
  • Bela Çiçeği, 
  • Ben Sana Mecburum, 
  • Tutuklunun Günlüğü, 
  • Yasak Sevişmek, 
  • Elde Var Hüzün, 
  • Korkunun Krallığı, 
  • Böyle Bir Sevmek, 
  • Ayrılık Sevdaya Dâhil. Ve daha birçok şiir... 

Atilla İlhan Romanları

  • Sokaktaki Adam
  • Zenciler Birbirine Benzemez
  • Kurtlar Sofrası
  • Aynanın İçindekiler serisi
  • Bıçağın Ucu
  • Sırtlan Payı 
  • Yaraya Tuz Basmak 
  • Dersaadet'te Sabah Ezanları
  • O Karanlıkta Biz
  • Allah'ın Süngüleri: Reis Paşa
  • Gazi Paşa
  • Fena Halde Leman 
  • Haco Hanım Vay 
  • O Sarışın Kurt 
  • Yengecin Kıskacı 

Atilla İlhan Deneme - Anı Kitapları:

  • Hangi Sol, 
  • Hangi Batı,
  • Hangi Seks, 
  • Hangi Sağ, 
  • Hangi Atatürk,
  • Sağım Solum Sobe, 
  • Hangi Edebiyat,
  • Sosyalizm Asıl Şimdi, 
  • Hangi Laiklik, 
  • Hangi Küreselleşme, 
  • Kadınlar Savaşı, 
  • Batının Deli Gömleği, 
  • Gerçekçilik Savaşı, 
  • İkinci Yeni Savaşı
  • Abbas Yolcu, 
  • Yanlış Kadınlar Yanlış Erkekler. 

Atilla İlhan Televizyon Dizileri

  • Teleflaş / Kanal 6 
  • Sekiz Sütuna Manşet
  • Kartallar Yüksek Uçar
  • Yarın Artık Bugündür 
  • Yıldızlar Gece Büyür 
  • Baykuşların Saltanatı

Atilla İlhan Sözleri


Ben çocukIar gibi sevdim! DevIer gibi acı çektim.
MutIuIuk uzun sürmez mutIaka gündeIiktir. ÖIüme yenik düşen asIında korkuya yeniktir.
Hacet yok hatırIatmasına seni hatıraIarın sen bana kaIbim kadar eIim kadar yakınsın.
GeI sevgiIim geI, benim dünyama geI çok zaman var içimde yerini hazırIadım.
Sana gelirken hep ellerim ceplerimde gelirdim, olur da aşkımın elleri üşümüştür. Avuçlarımda ısıtırım diyerekten. 
Çoğu zaman üç beş kişi için yazdığımızı sanırız, onlar bizi okumazlar. Asıl seslendiklerimiz, hiçbir zaman tanımayacağımız, başka üç beş kişidir. 
Oysa ben akşam olmuşum, yapraklarım dökülüyor usul usul. Adım sonbahar...

Atilla İlhan kimdir? yazımızın sonuna geldik. Sizlerle edebiyatımızın önemli isimlerinden olan Atilla İlhan’ı onun sanat görüşünü ve eserlerini paylaştık. Bu önemli sanatçının önemli şiirlerinden, imgelerinden, hayal dünyasından kendinizi mahrum bırakmayın. Size bir tavsiye Atilla İlhan’ı iyi anlamak ve onun dönemini yaşamak için mutlaka Nazım Hikmet’i ve onun eserlerini de okuyunuz. Bu sizlere Atilla İlhan’ı anlamak için önemli bir katkı olacaktır. Şiir tadında güzel günlere…

Yazar: Nurgül Üşengül

Zekâ Nedir? Çoklu Zekâ Nedir? Zekâ Türleri Nelerdir?

Zekâ ve Çoklu Zekâ Nedir?
Zekâ; bireyin doğuştan sahip olduğu soyut ve somut nesneleri kavrayabilme, eleştirel ve soyut düşünme, öğrenme gibi işlevleri belli bir amaca göre gerçekleştirme yeteneğine denir. Bunun dışında zekânın farklı farklı tanımları da bulunmaktadır. Eskiden tek bir zekâ türünden bahsedilirken artık daha çok zekâ türleri söz konusudur.

TAVSİYE: Duyguların Sağlığa Etkisi Nedir?

Bununla birlikte çoklu zeka ve olarak tanımlanan Howard Gardner'ın zeka türlerini ve özelliklerini birlikte inceleyelim.

TAVSİYE: Beyninize İyilik için Her Gün Yapabileceğiniz 10 Şey

Zekâ Nedir? Zekâ Türleri Nelerdir?

Çoklu Zekâ Nedir?


Çoklu zekâ kuramını ortaya atan kişi Harward Üniversitesi Eğitim Profesörlerden biri olan Howard Gardner’dir. Profesör, çalışmaları sonucunda zekâ kavramını tekrardan tanımladı. Zekânın 7 farklı beceriyi öğrenme, problem çözme gibi etkili bir araç olarak tanımlamıştır. Profesör, yıllar boyunca olan tek bir zekâ anlayışını yıkmış ve böyle bir teoriyi ortaya atmıştır.

TAVSİYE: Kendi Kendine Motivasyon için 5 Kolay Teknik

Prof. Gardner'ın Ortaya Attığı Zekâ Türleri

  1. Sözel - Dilsel Zekâ
  2. Matematiksel Zekâ
  3. Görsel Zekâ
  4. Bedensel Zekâ
  5. Müziksel Zekâ
  6. İçsel Zekâ
  7. Sosyal Zekâ
  8. Doğa Zekâsı
Gelin sizlere bu zekâ türlerinin ne gibi işlevlerinin ve özelliklerinin olduğunu açıklayalım.

TAVSİYE: Olumlu Düşünmeyi Kolaylaştıran İpuçları

Zekâ Türleri ve Özellikleri


Zekâ Türleri ve Özellikleri

TAVSİYE: Mutsuz İnsanların 7 Alışkanlığı ve Yapılabilecekler

1.) Sözel - Dilsel Zekâ ve Özellikleri

Dili ve kelimeleri etkili biçimde kullanan insanların sahip olduğu zekâ türüdür. Bu zekâya sahip olanlar dinleyerek, okuyarak, yazarak ve konuşarak öğrenirler. Yorumlama ve eleştirme yetenekleri fazlasıyla olur. Hitabet özellikleri olur, kendilerini dinletirler. İkna kabiliyetleri vardır. Farklı dilleri öğrenme ve öğretme yetenekleri olur.

Sözel zekâya sahip kişiler, şiir yazma, hikâye yazma vb. etkinliklerden zevk alırlar ve yazmaya yetenekleri olur. Aynı zamanda dil bilgisi kurallarını etkili bir biçimde kullanırlar. Kelime dağarcıkları zengindir. Kitap okumayı severler. Sözel zekâ meslekleri arasında sanat, gazeteci, politikacı, öğretmenlik, edebiyat vb. gibi alanlar yer almaktadır.

2.) Sayısal Zekâ ve Özellikleri

Genelde bu zekâ türüne sahip olan bireylerde ‘neden’ sorusunu sorma fazlasıyla vardır. Ve aynı zamanda çok soru sorarlar. Olaylar ve ilişkiler arasında bağlantı kurmayı severler. Kategorize etme yetenekleri vardır.

Sayısal zekâya sahip kişiler, hesap yapmayı, matematiksel işlemlere ilgili olurlar. Problem çözümlerinde başarılıdırlar. Zekâ oyunlarını, bulmacayı severler. Sayısal zekâ meslekleri arasında bilim adamı, matematikçi, mühendis vb gibi alanlar yer almaktadır.

3.) Görsel Zekâ ve Özellikleri

Görsel zekâya sahip kişiler, genelde gördükleri görsel ifadelere, resimlere ilgili olurlar. Gördükleri herhangi bir şeyi akıllarında tutarlar. Bu zekâ türüne sahip olanların hayal dünyaları zengindir.

Genelde renklerle, şekillerle öğrenmek onlara daha kolay ve etkili gelir. Grafik, harita, şekil gibi görsel ifadeleri yorumlama yetenekleri vardır. Görsel zekâ meslekleri arasında mimar, fotoğrafçı, ressam vb. gibi alanlar yer almaktadır.

4.) Müzik Zekâsı ve Özellikleri

Müzik zekâsına sahip kişiler, adından da anlaşılacağı üzere müziksel unsurlara fazlasıyla ilgili olurlar. Ritim, nota, ses, melodi gibi unsurları her ortamda hemen fark edebilirler. Enstrümanları karşı ilgili olurlar.

Bu tarz kişiler genelde müzik eşliğinde çalışır ve bu şekilde onlarda daha kalıcı olur. Örneğin; müzik eşliğinde ders çalışabilirler ya da kitap okuyabilirler.

5.) Bedensel Zekâ ve Özellikleri

Beden dillerini kullanarak her şeyi çözebileceklerini düşünürler. Bedensel zekâya sahip kişiler, genelde el becerileri iyi olur ve tamir etme yetenekleri olur. Zihin ve vücutlarını iyi kullanırlar. Fiziksel etkinliklere katılmaktan zevk alırlar.

Koşmayı, yürümeyi vb. şeyleri yapmayı severler. İlginç özellikleri ise başkalarının el kol hareketlerini kolayca taklit edebilirler. Bedensel zekâ meslekleri arasında genelde sporcular, aktörler yer almaktadır.

6.) Sosyal Zekâ ve Özellikleri

Genelde her arkadaş çevresinde olan ‘Sen çok aktif ve sosyal birisin.’ dediğimiz kişilerde olan zekâ türüdür. Aktif, gezici, çevreci kişiler olurlar. Liderlik yönleri vardır.

Sosyal zekâya sahip kişiler, organize etmeyi, başkalarına yardım etmeyi, faydalı olmayı severler. Ve bu zekâya sahip olanlar genelde insanları tanıma konusunda fazlasıyla iyi olurlar. Sosyal zekâ meslekleri arasında danışman, öğretmen, siyasi liderlik vb. gibi alanlar yer almaktadır.

7.) İçsel Zekâ ve Özellikleri

İçsel zekâya sahip kişiler ise daha çok kendilerini ve iç dünyalarını tanıma adına yaşarlar. Ben kimim, ne gibi özelliklerim var, neleri severim... gibi birçok soruya cevap arayarak kendilerini arayıp dururlar. Bir iş yapacaklar ise kendi duygu ve düşüncelerini önemserler. Sadece kendi ihtiyaç ve gereksinimleri önemlidir.

Bağımsız olmayı, duygularını net ifade etmeyi tercih ederler. Yalnız kalmayı severler. Kendisini iyi tanımak için çabalar. Bireysel çalışmaları ve işleri tercih eder. İçsel zekâ meslekleri arasında psikolog ve bu tarzdaki meslekler yer almaktadır.

8.) Doğa Zekâsı ve Özellikleri

Adından da anlaşılacağı üzere daha çok doğaya yönelik ve onu tanımaya çalışan kişiler bu zekâya sahiptir. Doğa zekâsına sahip kişiler, doğadaki canlıları tanıma, onlarla yaşamaya çalışma, araştırma gibi işlerle uğraşırlar.

Çiçek türlerini, hayvan türlerini araştırırlar. Belgesel izlemeyi, gezmeyi tercih ederler. Hayvan beslemeyi, bitki yetiştirmeyi severler. Mevsimler ve iklim olaylarına ilgi duyarlar.



Zekâ türleri ve özelliklerini sizlerle paylaştık. Birden fazla zekâ türüne sahip olabilirsiniz. Yani aynı anda hem sosyal hem de doğasal zekâ türüne yatkın olabilirsiniz. Sizde kendinize uygun olan zekâ türlerini seçip kendinizi tanıma açısından güzel bir adım atmış olacaksınız. Unutmayın kendini tanımayan insan başkalarını hiç tanıyamaz. İlk öncelikli işiniz kendinizi ve ilgi alanlarınızı bilmek olmalı. Umarım sizlere kendinizi tanımanız açısından faydalı bir yazı olmuştur. Başka bir yazıda görüşmek üzere…

Yazar: Nurgül Üşengül

Yeşil Çay Nedir? Nasıl Kullanılır? Faydaları ve Zararları Nelerdir?

Yeşil Çay Nedir? Nasıl Kullanılır?
Yeşil çay, Camellia sinensis ağacının yapraklarından elde edilerek üretilen bir çay türüdür. Günümüzde fazlasıyla rağbet gören yeşil çay, bayanların en çok tercih ettiği bitkisel çaylardan biridir. Özellikle zayıflama konusunda bayanların bir numaralı bitkisi olarak görülmektedir. Yeşil çayın faydaları saymakla bitmemekle birlikte birçok çeşidi vardır. Ama genel olarak bizler ikiye ayırabiliriz: Japon yeşil çayı ve Çin yeşil çayı. Bunlar da kendi içerisinde çeşitli türlere ayrılırlar.

TAVSİYE: Sabahları Aç Karnına Su İçmenin 8 Şaşırtıcı Faydası

Yeşil çayın tarihçesi M.Ö. 3000’li yıllara dayanmaktadır. Bilinen hikâyeye göre Çin imparatorunun önünde kaynayan suya bir yeşil çay yaprağı düşer, dikkatlerini çeken bu durum üzerine bu suyu içerler ve tadı birçok kişinin hoşuna gider, bu şekilde de kullanılmaya başlanır.

TAVSİYE: Fast Food Bağımlılık Yapar mı? Bu Alışkanlık Nasıl Bırakılır?

Her şeyde olduğu gibi yeşil çayında belli bir kullanım dozu vardır. Günde bir-iki fincan yeşil çaydan fazlasının tüketilmemesi gerekir. Günlük bir fincan yeşil çayı alışkanlık haline getirmek bizler için fazlasıyla iyi olacaktır. Özellikle yeşil çayla zayıflamak isteyenler bunu alışkanlık haline getirebilirler. Özellikle diyet yapan bayanların bir numaralı bitkisel çayıdır.

TAVSİYE: Beyninize İyilik için Her Gün Yapabileceğiniz 10 Şey

Yeşil Çay Nasıl Hazırlanır?


Yeşil Çay Nasıl Hazırlanır?

Yeşil çay nasıl kullanılır? diyorsanız, öncelikle bir fincan için bir çay kaşığı kurutulmuş yeşil çayı, bir buçuk fincan kaynamış suyun içine koyup demleme haline bırakın. 2 ila 5 dakika arasında demlemeye bırakabilirsiniz. Ama şunu unutmayın; hazırladığınız bitkisel çayların bazılarını suyla birlikte kaynatmayın. Bu çoğu bitkisel çayın yapımında yapılan büyük hatalardan biridir. Diğer bir tavsiye ise hazırladığınız yeşil çayı kaynar şekilde bardağa boşaltıp içmeyin. Cezvede 3-4 dakika beklettikten sonra tüketmeyi tercih edin.

Yeşil Çayın Faydaları Nelerdir?


Yeşil Çayın Faydaları

Yeşil çay zayıflatır mı? soruları sorulabiliyor. Yeşil çayın zayıflama etkisinin olduğunu sanırsam çoğumuz biliyoruz ve bu sebepten ötürü fazlasıyla tüketiliyor. Yeşil çay, açlık hissini bastırır ve aynı zamanda bölgesel yağlanmalardan da kurtarır. Metabolizmayı hızlandırdığı için de zayıflamanıza fazlasıyla destek olacaktır. Tabi ki de şunu unutmamak gerekir zayıflamak için sadece yeşil çay yeterli değildir, aynı zamanda spor yapmak ve yediklerinize de dikkat etmeniz gerekir.  

Kanser tedavisinde de yeşil çayın önemi büyüktür. Yapılan araştırmalara göre günde 2 fincan yeşil çay tüketimi kanserin vücuttaki gelişimini engellediği ortaya çıkmıştır. Çin de ve Japonya da yapılan araştırmalara göre yeşil çayın mide kanserini, akciğer kanserini, prostat ve pankreas kanserini engellediği ortaya çıkmıştır. 

Kolesterol tedavisinde de kullanıldığı ve faydasının olduğu bilinmektedir. Damar tıkanıklığına yol açan LDL kolesterolün birikmesine yeşil çay engel olmaktadır. Damar tıkanıklığı rahatsızlığınız var ise sizlerde rahatça bu çayı günlük doz miktarı ile kullanabilirsiniz. 
     
Yeşil çayın faydaları arasında sayılabilecek bir diğer madde de diş sağlığıdır. Diş yüzeylerinde oluşan plak ve mikropların oluşumunu yeşil çay sayesinde temizleyebilirsiniz. Bakterileri yok ettiği için de aynı zamanda diş etine de iyi gelmektedir.

Cilt sağlığı için de faydaları saymakla bitmez. Güneş yanıklarına ve cilt kanserine iyi geldiği araştırmalar sonucunda kanıtlanmıştır. UV ışınlarından cildi koruyarak güneşin zararlı etkilerinden koruyor. Ve cilt kanserine yakalanma oranı yeşil çay tüketenlerde tüketmeyenlere göre daha az rastlanıldığı bilinmektedir. Aynı zamanda sedef, akne, kepek gibi cilt rahatsızlıklarına da iyi gelmektedir.

Yeşil Çayın Yan Etkileri ve Zararları Nelerdir?


Yeşil Çayın Yan Etkileri

Gelelim bu faydalı bitkinin fazla kullanımında olacak yan etkilerine ve zararlarına:

  • Mide ülseri, böbrek ve karaciğer hastalıkları, psikolojik sorunları olan hastaların tüketmemeleri gerekmektedir.
  • Hamile ve emziren annelerin içmemeleri gerekmektedir. 
  • Aşırı yeşil çay tüketiminden dolayı sinirlilik, uykusuzluk, çarpıntı, baş dönmesi gibi sorunlar oluşabilir.
  • Kafein içerdiğinden dolayı bazı kişilerde bulantı, kusma, iştah kaybına neden olabilir. 
  • Kesinlikle çocuklarınıza yeşil çay içirmeyiniz.
  • Kafeinin yasaklandığı hastaların yeşil çaydan uzak olmaları gerekir. 
  • Bazı ilaçları kullanıyorsanız eğer kesinlikle yeşil çay tüketmemeniz gerekir. Bu ilaçların bazıları şunlardır: Beta-lactam antibiyotikler, yüksek tansiyon ve kalp ilaçları, kan inceltici ilaçlar, kemoterapi ilaçları, doğum kontrol hapları, kalp ritmini düzenleyen ilaçlar vb. gibi ilaçları kullanıyorsanız eğer kesinlikle yeşil çay kullanmamalısınız. 
  • Diyabet hastalığınız var ise yeşil çay kullanımına dikkat etmelisiniz. Ve fazla tüketmemelisiniz. 
  • Fazla yeşil çay tüketimi, göz içerisindeki basıncı arttırdığı için buna dikkat etmelisiniz.
  • Kemik yapısını zayıflatan rahatsızlıklarınız varsa yeşil çay tüketimini doktorunuza başvurarak kullanınız. 
  • Kafein fazlalığından dolayı zamanla sizi stresli, sersem ve üzüntü haline sokabilir, bu yüzden dikkatlice kullanınız.
  • Demir eksikliği sorununuz var ise kesinlikle yeşil çay içmeyiniz.
  • Yeşil çayın içerisine şeker koymadan kullanınız. Şekerli yeşil çay, pek uygun ve sağlıklı değildir. 

Sizlerde eğer ki cilt sorunları, kilo problemleri, kolesterol vb. gibi rahatsızlıkları yaşıyorsanız yeşil çayı günlük doz miktarını aşmadan kullanabilirsiniz. Ama yukarıda saydığımız yeşil çayın faydaları ve zararları konusunu göz önünde bulundurarak kullanınız. Yeşil çayın saymakla bitmeyen yararlarını, zararlarını, yan etkilerini, çayın hazırlanışını sizlerle paylaştık. Umarım sizlere faydalı bir yazı olmuştur. Sağlıklı ve güzel günlere…

İlginizi çekebilecek yazılar:
Yazar: Nurgül Üşengül

Boyun Tutulması Neden Olur? Boyun Tutulması Nasıl Geçer?

Boyun Tutulması Nedir? Belirtileri Nelerdir?
Genellikle sabahları ve günün geri kalanında rahatsızlık ve sıkıntı veren boyun tutulması, baş hareketlerini kısıtlayan, daha çok tek taraflı boyun kaslarında ağrı olarak görülmektedir. Sabah uyandığınızda feci bir boyun ağrısı ile uyandıysanız ve sağa sola hareket ettiremiyorsanız gün boyunca belki de günlerce peşinizi bırakmayacak bir talihsizlik yaşayacaksınız demektir. Peki, "boyun tutulması neden olur?" ve nasıl geçer diyebilirsiniz.

TAVSİYE: Beyninize İyilik için Her Gün Yapabileceğiniz 10 Şey

Sürekli kasılmaların ve gevşemelerin gerçekleştiği kas yapısı, belirli durumlarda kasılı kalıp gevşeyemediğinde ve bu boyun bölgesindeyse buna boyun tutulması denmektedir.

TAVSİYE: Sabahları Aç Karnına Su İçmenin 8 Şaşırtıcı Faydası

Boyun Tutulması Neden Olur?


Boyun tutulması yaşayan biri boynunu hareket ettiremez ve ciddi ağrılar yaşayabilir. Bu durumlara;

TAVSİYE: Baş Dönmesi Nedir? Baş Dönmesi Neden Olur?

Boyun Tutulması Neden Olur?

  • Kimi zaman alçak ya da yüksek bir yastıktan, gece uyurken yapılmış ani bir hareket, 
  • Ters bir yatış pozisyonu,
  • Rüzgara veya cereyana maruz kalmak,
  • Masa başında ve sürekli çalışan kişilerde oturuş ve duruş bozukluğu, 
  • Stresin getirdiği kasılmalar, 
  • Okul çantasını tek omuzda taşımak,
  • Uzun süre hareket etmeden ve baş aşağı bakacak şekilde kitap okumak ya da el işi yapmak,
  • Dikkatsizce yapılan egzersiz hareketleri gibi birçok sebep sayabiliriz.

TAVSİYE: Kol Titremesi Neden Olur? Sebepleri Nelerdir?

Boyun Tutulması Nasıl Geçer?


Boyun tutulması için ilk şart çok dikkatli davranmak ve her şeyden önce stresten uzak kalmak gerekir. Biliyorsunuz her şeyin başı stresi yok etmekle başlıyor. Ve eğer ki hiç geçmek bilmeyen bir boyun ağrınız var ise mutlaka aile hekiminize başvurmanız gerekmektedir. Ama sizi korkutmayacak bir ağrı ise boyun tutulması tedavisi için size tavsiyelerimiz:

Boyun Tutulması Nasıl Geçer?

Yumuşatıcı kremler: Yumuşatıcı bir kremle güzel, hafif bir masaj yapabilirsiniz. Boynunuza dokunduğunuzda ağır bir ağrı yok ise yumuşatıcı kremle yavaş hareketlerle yukarıdan aşağıya şekilde masaj iyi gelecektir. Yumuşatıcı kremler haricinde eczaneden alacağınız ve her evde bulunması gereken kas gevşetici kremlerden de kullanabilirsiniz.

Ağrı Kesici Kremler: Eczacınızın önerdiği herhangi bir ağrı kesici krem ile boynunuza fazla baskı yapmadan hafifçe sürebilirsiniz. Kremi sıcak bir duştan sonra veya sıcak kompresten sonra sürmeniz bu ağrıyı daha kısa sürede hafifletecektir. Aynı zamanda ağrı olan bölgeye bu kremlerin haricinde nane yağı ve onun gibi bitkisel yağları da kullanarak masaj yapabilirsiniz.

Yumuşak Boyunluk: Boyunlukları, boynun sabit kalmasını ve yükünü hafifletmesi gibi faydalarından dolayı eczaneden ya da ortopedik ürün satan mağazalardan temin edebilirsiniz. Bu yumuşak boyunlukların 3-4 günden fazla kullanılmaması gerektiğini bilmenizi isterim. Çünkü fazla kullanımdan ötürü boyun kaslarınız zayıflayabilir.

Soğuk Kompres: Ağrı olan bölgeye yapılan soğuk kompres, ağrıyı hafiflettiği gibi ağrıya neden olan laktik asit birikimini de önler. Gelelim bu soğuk kompresin nasıl yapılacağına, bir torbaya koyacağınız 15-20 tane buzu bir havluya sarıp sıkıntılı bölgeye koyunuz. 15-20 dakika kadar bekletin ve bu size mutlaka iyi gelecektir.

Sıcak Kompres: Belki aklınızda bir soru işareti olmuştur: "Ağrıyan bölgeye sıcak kompres mi yoksa sıcak kompres mi yapılması gerekiyor?" diye. Bu konuda şöyle yapmanızı öneriyorum: Yapacağınız soğuk kompres ağrıyı hafifletirken sıcak kompres ise kasların gevşemesini sağlar. Bu sebeple ikisini birlikte uygulamanız bu ağrılardan çabucak kurtulmanıza fayda sağlayacaktır. Sıcak kompresi eğer evinizde sıcak kompres torbası yok ise sağlam bir cam şişenin yarısına kadar sıcak su koyup kalın bir havluya sardıktan sonra ağrıyan bölgede 20 dakika kadar bekletin. Eğer kompres yapmak istemiyorsanız sıcak bir duş alarak kompresin vereceği aynı etkiyi bekleyebilirsiniz.

Aşağıdaki sorunları yaşıyorsanız mutlaka aile hekiminize başvurmanızda fayda var:

  • Ağrılar tüm uygulamalara rağmen hafiflemiyorsa,
  • Normal hareketler yaptığınızda şiddetli bir ağrı var ise,
  • Tutulma ile birlikte baş ağrısı var ise,
  • Baş ağrısı ile birlikte kusma ve bulantı var ise,
  • Baş dönmesi var ise,
  • Göğüs ağrısı ve sol kolda bir ağrı var ise mutlaka doktorunuza başvurunuz.  

Boyun Tutulması Nasıl Önlenir?


Boyun Tutulması Nasıl Önlenir?

Boyun tutulmasını önlemek için ilk önce duruşunuzu düzeltmeniz gerekir. Başın öne doğru ya da arkaya doğru eğik olması boyna fazlasıyla yük bindirir. Yürürken veya otururken sırtınız düz ve omuzlarınızın dik olması gerekir.

Uzun süre masa başında iş yapıyorsanız vücudunuzu dinlendirmek için her 40 dakikada bir ayağa kalkıp 3-4 dakika yürüyün. Bu az da olsa vücudunuzu hareketlendirmiş olacaktır. Ve ara ara esneme hareketleri de yapabilirsiniz.

Yastığınız çok yüksek veya çok yumuşak olmasın. Bu tür yastıklar boynun duruşunu bozmaktadır. Özel olarak üretilen yastıklardan kullanabilirsiniz.

Yük taşırken tek elinizde eşyaları taşımayın. Eşit miktarda yükü bölerek iki elinizi de kullanarak gücünüzü dengeleyin.

Boyun Tutulması için Öneriler


Boyun Tutulması için Öneriler

  • Uyku esnasında yatış şeklinize dikkat ediniz. Aynı zamanda tek yastıkla uyuyamıyorsanız iki yastık kullanabilirsiniz.
  • Ortopedik yastıklar ve yataklar kullanılabilir.
  • Uzun süre aynı pozisyonda durmayınız. 
  • Rüzgâr da uzun süre durmayınız; çünkü cereyanda kalmak boyun ve kas tutulmalarına neden olmaktadır.
  • C vitamini bolca tüketmenizi öneririz.
  • Boyun kaslarını gevşeten ve güçlendiren belirli egzersizler yapmalısınız. 
  • Stresten ve üzüntüden uzak durunuz.
  • Hareketli bir yaşam tarzını benimseyiniz.
  • Her gün boyun kaslarınızı gevşetecek egzersizleri 30 saniye süreyle yapabilirsiniz.
  • Çok uzun süre bilgisayar başında durmayınız.
  • Düzenli olarak sizi iyi hissettirecek yoga, meditasyon vb. gibi şeyler yaparak kendinizi rahatlatabilirsiniz.

Boyun tutulması sık yaşanan bir durumdur. "Boyun tutulması neden olur ve nasıl geçer?" yazımızı okuyup, önerilerimizi uyguladığınızda ağrılarınızın hafiflediğini, azaldığını göreceksiniz. Eğer ki ağrılarınız geçmeyip daha da fazlalaşır ise mutlaka doktorunuza danışınız. Her zaman söylediğimiz gibi hareketli bir yaşam tarzını benimseyip stresten mutlaka uzak kalmalısınız. Stresten ne kadar uzak kalırsanız o kadar hastalıklara da uzak olursunuz. Sağlıklı ve güzel günlere...

İlginizi çekebilecek yazılar:

Yazar: Nurgül Üşengül

Dünyanın Yeni Yedi Harikası Nedir ve Nerededir?

Dünyanın Yeni Yedi Harikası Nedir?
Dünyanın yeni yedi harikası, İsviçre'de bulunan "New7Wonders Vakfı" tarafından 2000 yılında başlatılan yarışma ile belirlenmiştir. Yaklaşık 6 yıl boyunca oylanan yarışmaya 21 finalist kalmıştır. 100 milyona yakın kişi internet üzerinden oylamaya katılmıştır. İlk yarışmada önce antik dönemden önemli eserler oylamaya katılmıştı. 2000 yılında ise tekrar bir oylama yapılmıştır. Oylama 7 Temmuz 2007'de son erdirilmiştir.

Dünyanın Yeni Yedi Harikası

O seçilen yeni 7 dünya harikaları: Petra Antik Kenti, Çin Seddi, Kurtarıcı İsa Heykeli, Machu Picchu Antik Kenti, Chichen Itza Piramidi, Kolezyum ve Tac Mahal'dır.

TAVSİYE: Sosyal Medya Anksiyete Bozukluğu Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Ne ilginçtir ki bu yarışma sonuçlarında Türkiye’den herhangi bir mimar/eser seçilmemiştir. En son düzenlenen yarışmada ilk 21 aday arasına ise "Ayasofya Müzesi" de girmiştir. Ama ilk 7 aday içerisinde olmadığı için kabul edilmemiştir. Zaten liste içerisindeki harikalara dikkat ettiğimizde sadece doğu ülkelerinin eserlerini görmekteyiz.

Gelelim Dünyanın Yeni Yedi Harikalarına


1.) Tac Mahal

Dünyanın Yeni Yedi Harikası - Tac Mahal

Mimari, aslında bir Babür hükümdarının aşkı için yapılmıştır. Bu duyguyla yapıldığından ötürü dünyanın en büyük ve en güzel anıtı olarak bilinir ve kabul edilir. Hindistan'ın Agra kentinde bulunmaktadır. Türk-İslam mimarisinin en gözde eserlerinden biridir. En önemli özelliklerinden biri ise geceleri aydan daha parlak bir görünüme sahip olmasıdır.

Yapıt, Babür İmparatorluğu'nun hükümdarı olan Şah Cihan tarafından ülkeye Türk mimarlar getirilerek yaptırılmıştır. Bu Türk mimarı ise, Mehmet İsa Efendi'dir. Aynı zamanda kendisi Mimar Sinan'ın talebesidir. Mimari yapıdaki yazıları yazan ise yine bir Türktür ve adı ise Hattat Serdar Efendi'dir.

Dünyada aşk için dikilen en güzel mimari diyebiliriz. Şah Cihan'ın büyük bir aşk ile baktığı eşine, vefat edince onun anısına yaptırdığı bir yapıttır. Yapımı tam 22 yılda tamamlanmıştır. Tek Hindistan'ın değil tüm Dünya'nın en çok ve merak edilen yapıtlarından biridir.

2.) Kolezyum

Dünyanın Yeni Yedi Harikası - Kolezyum

Roma'da bulunan yapıt, en turistik bölgelerden biridir. Yapının aslında gerçek adı rivayetlere göre Amphitheatrum Flavium'dır. Bu ismi almasındaki sebep ise Flavium Hanedanlığı döneminde yapılmış olmasıdır. Yapımına M.S. 72 yılında başlanmıştır. Yapı tamamlandığında 100 gün 100 gece törenler yapılmıştır. İmparator Vespasian tarafından yaptırılmıştır. Titus tarafından da açılışı yapılmıştır.

Toplamda 55.000 izleyicinin tiyatro izleyeceği bir yapıttır. İlginç bir durum ise eskiden burada oynanan tiyatroları izlemeye gelenleri statülerine göre oturacakları yerler belirlenirmiş. Eskiden burada sadece tiyatro için değil hayvan dövüşleri, idamlar, gladyatör mücadeleleri için de kullanılırmış. Eskiden biliyorsunuz ki gladyatör gösterileri, halk ve yönetim tarafından fazlasıyla rağbet görmüş. Bu ihtişamlı gösterilerde çokça can kaybı yaşanmıştır.

Dünyanın bu önemli turistik yerlerinden biri olan Kolezyum, gezi listenizde ilk sıralarda olacak yerlerden biri olmalıdır.

3.) Çin Seddi

Dünyanın Yeni Yedi Harikası - Çin Seddi

2007 yılında Dünyanın yeni 7 harikası olarak seçilmiş ve en çok turist çeken yapılardan biridir. M.Ö. 403 ve 201 yılları arasında yapım aşaması tamamlanmıştır.  Bu devasa yapı dünyanın en uzun mimarisidir. Aslında günümüzdeki amacından çok farklı bir şekilde kullanılmıştır.

Yapımının sebebi, Moğol saldırılarından korunma amacıyladır. İlginç ve değişik bir yanı ise uzaydan görülebilen tek yapıdır. Diğer bir ilginç rivayet ise yapımı aşamasında yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği söylenilmektedir. Aynı zamanda çoğu savaşlardan dolayı duvarlarında yıkık dökükler yaşanmıştır.

4.) Machu Picchu Antik Kenti

Dünyanın Yeni Yedi Harikası - Machu Picchu Antik Kenti

Güney Amerika ülkesi olan Peru'da bir dağın tepesinde bulunmaktadır. Yine fazlasıyla turizmin canlı olduğu bir bölgedir. Görünümüne bakıldığında dikkat çeken nokta ise yapıt, sanki bulutlara asılı gibi durur. Yapımı 25 yıl olduğu tahmin edilmektedir.

Yapımında depreme dayanıklı olması için kentin alt kısmına kayalardan korumalar yapılmıştır. Ve yıllardır Peru'da yaşanan depremlere rağmen yıkılmamıştır. Mimariyi inceleyen araştırmacılar yapıtın mükemmel bir işçilik ve matematikle yapıldığını aktarırlar. Aynı zamanda yapıt oluşturulurken hiçbir harç malzemesi kullanılmadığını da dile getirmişlerdir. Bu antik kente gelen ziyaretçiler Amazon ormanlarının içinden geçerek buraya ulaşırlar.

5.) Kurtarıcı İsa Heykeli

Dünyanın Yeni Yedi Harikası - Kurtarıcı İsa Heykeli

Heykel, Brezilya'nın Rio şehrinde yer alan Corcovado dağında bulunmaktadır. Heykel, 635 tondur ve 30 metre yüksekliğindedir. Heykel, Brezilya’nın kuruluşunun 100. yılı dolayısıyla yapımına başlanılmıştır. Yine fazlasıyla dikkat çeken ve turistlerin gözdesi olan bir yapıttır. Dünya üzerinde olan en büyük heykellerden biridir.

Aynı zamanda Rio şehrinin sembollerinden biridir. Heykelin tasarımı Heitor Silva Costa'ya aittir. Heykeltıraş ise Paul Landowski'dir. Hemen hemen herkesin internette, gazetede, televizyonda gördüğü bir yapıttır. Muhteşem bir görüntüye sahip olan heykel, sadece meydana gelen yıldırımlardan dolayı sıkıntı yaşamaktadır.

6.) Petra Antik Kenti

Dünyanın Yeni Yedi Harikası - Petra Antik Kenti

Petra, Ürdün’ün Lut Gölü ile Akabe Körfezi arasında kalan antik kenttir. Kral IV. Aretas’ın döneminde yaptırılmıştır. M.Ö 400 M.S. 106 yılları arasında yaptırılan antik kentin yaptırılma amacı olarak, kralların öldükten sonra gömülmeleri için yapıldığı bilinmektedir.

Biliyorsunuz ki eskiden insanlarda ahiret inancının olmamasından ötürü bu tarz mezarlıklar yaptırılıp özel eşyaları ile gömülürlermiş. Yunancada Petra ‘taş’ anlamına gelmektedir. Petra’nın yapımı 500 yıl sürmüştür. Bu yapıtın diğer önemli özelliği ise içerisinde su ihtiyacı karşılamak için bir baraj bulunmaktadır. Yapıt, 1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası’na eklenmiştir. 2007 yılında ise dünyanın yeni 7 harikası listesine aday olmuştur.

7.) Chichen Itza Piramidi

Dünyanın Yeni Yedi Harikası - Chichen Itza Piramidi

Yapıt, Meksika’nın Yucatan Yarımadası’nda bulunur. Burası eski tabiri ile Maya kentidir. Mayaların mimari ve kültürel özelliklerini tamamen yansıtan bir eserdir. Bu piramit, Mayaların matematik ve astronomi bilimini sistemli bir şekilde yürütmek amacıyla yapılmıştır.

Mayaların dini inanışlarına göre Tanrıya yakın olan yerler tepeler, dağlar yani yüksek yerlerdir. Yapıt ise bu doğrultuda düşünülerek yapılmıştır. Yapıt, Meksika’nın en çok ziyaret edilen ikinci turistik mekânı olarak kabul edilir.



Dünyanın yeni 7 harikası bunlar olup, her birinin ayrı ayrı özellikleri, hikâyeleri ve yapılış amaçları vardır. Şayet bir geziye ya da tatile çıkacaksanız ilk duraklarınız bu harikaların bulunduğu ülkeler olmalıdır. Son olarak sizlere güzel bir tavsiye, bu yapıtları görmeden önce mutlaka araştırıp bilgi toplayın ki onların fotoğraflarını her çektiğinizde yapıldıkları o dönemler aklınızda canlanıp dursun.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

Yazar: Nurgül Üşengül

Google'ın Türkçe Belgeseli (Büyük Bir Başarı Öyküsü)

Google Belgeseli
Google'ın elde ettiği başarıları Türkçe belgesel olarak izleyebilmek, bu konulara ilgisi olanlar için oldukça verimli olacaktır. Günümüzde binlerce uygulamaya ev sahipliği yapan ve bu uygulamaları geliştiren bir şirket olarak karşımıza çıkan Google, arama motorundan, sürücüsüz arabalara kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip durumda. Peki, bu denli büyük arama motorunun bir garajdan başladığını söylesek, inanır mıydınız? İnanmanızda yarar var, çünkü bu bir gerçek. Google, gelişimine bir garajda başlamıştır.

TAVSİYE: Başarılı Olmak için En Önemli 5 Altın Kural Nedir?


Google'ın Başarı Hikâyesine Göz Atalım


Google'ın Türkçe Belgeseli

Google, o zamanlarda iki doktora öğrencisi Larry Page ve Sergey Brin tarafından Stanford Üniversitesi'nde kuruldu. İlk zamanlar her girişimde olduğu gibi nakit sıkıntısı çekseler de, şans yüzlerine güldü. Bir devrim yarattılar denilebilir. Ve tüm dünyanın ilerleyen yıllarda diline pelesenk olacak ve ürünleri ile güvenirlik bazında lider konuma gelecek bir şirketi 4 Eylül 1998'de kurdular: Google. Basitçe sağlıklı bir şekilde arama yapılabilmesini olanaklı kılan ve diğer arama motorlarından bir farkla, "kullanılabilirlik" konusunda daha işlevsel bir arama motoru olarak yola çıktı. Şimdilerde ise Google Plus'tan Blogger'a, YouTube'dan Google Analytics'e, Google Drive'dan Google Fotoğraflar'a kadar birçok güvenilir ve stabil çalışan servisi ile en büyük şirketlerden birisi olmaya başardı. Google'ı bilmeyen kimse yok.

TAVSİYE: Jack Ma Kimdir? Kısaca Hayatı, Başarıları ve Sözleri

Google'ın Benzersiz Türkçe Belgeseli


Bu genç ikilinin şirketinde şimdilerde 50.000 üzeri kişi çalışıyor. Dünyanın farklı yerlerinde birçok ofisi bulunuyor. Ve bugün; rakipsiz bir şirket denilebilir. Alanında bir lider olan Google'ın hikâyesi gerçekten de merak uyandırmıyor mu? Sizler için paylaşıyor olacağımız Google belgeselini arka arkaya izlemenizi öneririz. Hem Google hakkında fikirleriniz pekişir hem de girişimci bir ruha sahip iseniz bu belgesel tabir yerinde ise, sizi gaza getirecektir. İyi, keyifli seyirler...

TAVSİYE: Uyurken Para Kazanmak Mümkün mü? Uyuyarak Para Kazanın!

Türkçe Google Belgeseli


Elif Şafak Kimdir? Hayatı, Kitapları ve Aldığı Ödüller

Elif Şafak Kimdir?
Elif Şafak, hayatı ile dikkat çeken yazarlarımızdan biridir. Türk edebiyatının en önemli sanatçılarından, yazarlarından biri olan Elif Şafak, 25 Ekim 1971 doğumludur. Babası Nuri Bilgin annesi ise Şafak Atayman’dır. Küçük yaşta annesi ve babasının boşanmasına şahit olan Şafak, annesi tarafından yetiştirilmiştir. Strasbourg da doğan Elif Şafak çocukluk ve gençlik yıllarında birçok farklı ülke görmüştür. Ankara, Madrid, Köln, Amman, İstanbul, Boston v.b. gibi birçok yere ve oranın tarihine, güzelliklerine tanık olmuştur. Annesi diplomat, babası ise psikolog ve aynı zaman da üniversitede akademisyenlikle uğraşmıştır. Liseyi ve üniversiteyi Ankara’da okumuştur. ODTÜ Uluslararası İlişkiler mezunudur. Daha sonra İstanbul’da yaşamaya karar vermiştir. Ve bu sırada Zaman gazetesinde yazarlık yapmıştır. Aynı zamanda çeşitli günlük ve aylık yayınlarda da yazılar yazmıştır.

Referans gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olan Eyüp Can Sağlık ile evlenmiştir. Ve bir kız çocuğuna sahip olmuştur. 2 yıl sonra ise bir erkek çocuğu olmuştur.

Elif Şafak'ın Edebî Hayatı ve Yayınları


Elif Şafak Hayatı ve Eserleri

Edebi hayatına ve eserlerine baktığımız zaman Türk ve Dünya edebiyatına önemli yapıtlar kazandırmıştır. Ve çoğu zaman sanatçı ve yazarlık kimliğini en dorukta yaşamıştır. İlk olarak 2005’te ‘Med Cezir’ adlı eserinde çeşitli konularda yazdığı yazılarını toplamıştır. Bu yazılarını kadın, kimlik, kültür ve yozlaşma, dil, edebiyat gibi alanlarda kendi düşüncelerinden oluşturmuştur.

2006’da ‘Baba ve Piç’ adlı eserini yayınlamıştır. Eser edebiyat dünyasına ilk olarak İngilizce dilinde girmiştir. Eser ilk çıktığı vakit büyük yankılar uyandırmıştır. Bu yankı olumlu-olumsuz yorumlardan meydana gelmiştir. Çoğu eleştirmen ve okuyucuya göre eser, Türk-Ermeni ilişkilerini anlatırken Türklüğe karşı hakaret edildiği öne sürülmüştür. Hatta hukuksal davaya gitmiştir, mesele. Ama deliller sonucunda böyle bir şeyin olmadığı kanıtlanmıştır. Aynı yıl bebeği dünyaya geldikten sonra yaşadığı ruhsal karmaşıklığı anlatmak için ‘Siyah Süt’ adlı eserini yine İngilizce yazmıştır. Bu eser kendi hayatını anlattığı otobiyografik bir romandır.

Edebiyat dünyasında kendi varlığını tamamen kabul ettirmesi ‘Aşk’ romanı ile olmuştur. Adeta bütün gözleri üzerine çevirmiştir. Mükemmel bir üslup ve kurguyla oluşturduğu bu romanı 2009 yılında yazım dünyasına kazandırmıştır. Aşk romanı Amerikalı bir kadının Mevlâna ile tanışmasını anlatır. Tanışma ilerledikçe kadın aşkın yolculuğuna sürükleniyor. Kitabın en ilgi çekici yanı ise Elif Şafak’ın kendine ve hayal âlemine göre aşkın 40 kuralını yaratmıştır. Eser genel itibari ile tasavvufu ele alarak oluşturulmuştur. 

2009 yılında ise o zaman kadar yazmış olduğu eserlerden paragraflar seçerek oluşturulmuş olan ‘Kâğıt Helva’yı edebiyat dünyasına tanıtır. 

2010 yılında da ‘Firarperest’ adlı deneme türünde yazdığı eseri tanıttı. 

2011 yılında farklı bir roman olan ‘İskender’i bizlere sundu ve eserin ilginç bir yanı ise kapak resmi olarak Elif Şafak’ın erkek kılığına girmiş resmi bulunmaktadır.  Yine farklılığını bu noktada tekrardan göstermiştir. 

2012 yılında ise gazetelerde yayınlanan denemelerinden seçerek oluşturduğu eseri ‘Şemspare’yi çıkardı. 

2013 yılında ise Osmanlı’yı anlattığı eseriyle karşımıza tekrardan çıkmıştır. Eserde Mimar Sinan’ın yanında çalışan ve çırak olan Cihan adında bir Hint’in hayatı ve onun düşünceleri ile Osmanlı anlatılmıştır. Eserin adı ise ‘Ustam ve Ben’dir. 

DİĞER ELİF ŞAFAK KİTAPLARI

  • Pinhan
  • Kem Gözlere Anadolu
  • Şehrin aynaları
  • Mahrem
  • Bit Palas
  • Araf
  • Beşpeşe
  • Med Cezir
  • Baba ve Piç
  • Siyah Süt
  • Aşk
  • Kağıt helva
  • Firarperest
  • İskender
  • Şemspare
  • Ustam ve Ben
  • Havva'nın Üç Kızı

ELİF ŞAFAK'IN ÖDÜLLERİ

  • Ustam ve Ben, RSL Ondaatje Prize adayı, 2015
  • İskender, Women’s Prize for Fiction aday listesi, 2013
  • İskender, Man Asian Edebiyat Ödülü, 2012
  • Aşk, IMPAC Dublin Literary Award aday listesi, 2012
  • Sanat ve Edebiyat Şövalyesi, Fransa, 2010
  • Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Birlikte Yaşama Ödülü, 2009
  • Baba ve Piç Orange Prize Edebiyat Ödülü aday listesi, Londra, 2008
  • Mahrem, Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü, 2000
  • Pinhan, Mevlana Büyük Ödülü, 1998
  • Daha birçok ödül daha...

Elif Şafak’ın ödüllerine ve yapıtlarına dikkat ettiğimizde gerçekten de edebiyatımızın önemli kimliklerinden biridir. Aynı zamanda eserleri ve yazıları birçok dile çevrildiği için de başka ülkelerin bizim edebiyatımızı tanımaya fırsat vermiştir. Bizler de edebiyatımızın bu önemli isimlerinden biri olan Elif Şafak’ı tanımayı ve tanıtmayı kendimize bir borç bilmeliyiz...

"Elif Şafak kimdir?" adlı yazımızın sonuna geldik. Yazımızın içeriğinde, yazar ile ilgili biyografik bilgilere ek olarak, eserleri ve ödülleri hakkında da fikir sahibi olduk. Sizin de eklemek istediğiniz farklı bilgiler mevcut ise, yorum gönderebilirsiniz.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:


Yazar: Nurgül Üşengül

Kafamda Bir Tuhaflık (Orhan Pamuk) Nasıl Bir Kitaptır?

Kafamda Bir Tuhaflık Nasıl Bir Kitaptır?
Orhan Pamuk’un yazmış olduğu ‘Kafamda Bir Tuhaflık’ romanı yine edebiyat gündemine oturan farklı bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır. Eser, yazar tarafından tam altı yılda tamamlanıp ince eleyip sık dokunmuştur, adeta. Adından da anlaşılacağı üzere eser, roman kahramanı Mevlüt’ün kafa karışıklığı ve sorularına cevap aramasıyla kurgulanan bir yapıttır. Kahraman üzerinden dönemin İstanbul’u ve o iç kargaşası farklı bir bakış açısıyla bizlere sunulmuştur.

Eserde, 1969 yılından 2012’ye kadar geçen dönemde İstanbul’u ve onun insanları anlatılmıştır. Adeta bir tiyatro sahnesi gibi her kahramana konuşma hakkı verilmiş ve hepsi İstanbul’u ve yaşananları kendilerine göre aktarmışlardır. Yani eser sadece üçüncü kişinin ağzından ve onun bakış açısından aktarılmaz. Çoklu bir bakış açısına sahiptir, eser. Eserde eski-yeni, şehir-köy, kadın-erkek, gelenek-modern, görücü üsulu ile evlilik gibi birçok sorunlar karşımıza çıkar. Bunlar halk ağzından bizlere aktarılır.

Esere dikkat ettiğimiz vakit faklı bir ‘Orhan Pamuk’ karşımıza çıkar. Farklı bir üslup ve farklı bir konu ile birleştirmiş kurgusunu. Pamuk’un genel olarak eserlerinde burjuva bir kesimi anlatması bu eserinde görülmemektedir. Aksine gayet sıradan ve halktan bir kahraman seçmiştir, eserine. Üslup olarak da daha akıcı ve daha anlaşılır bir dille karşımıza çıkmıştır. Gelelim başkahramanımızın -Mevlüt- nasıl bir karaktere sahip olduğuna; Mevlüt kendi halinde olan, küçük yaşta İstanbul’a gelip iş hayatına atılan basit bir vatandaştır.

Bozacı olarak bilinen Mevlüt, aslında roman boyunca çok farklı işlerde çalışmıştır. Yeri geldiğinde pilavcı, dondurmacı, bekçilik gibi birçok işte çalışarak hayatını kazanmıştır. Bu işlerde çalışarak aynı zamanda İstanbul’un iç yüzüne de tanıklık eder. İstanbul’daki değişimler, zenginlik-fakirlik, ekonomik sarsıntılar, siyasal çatışmalar v.b. gibi çoğu yaşanan bu olaylara tanıklık eder ve kafasındaki tuhaflıklara cevap bulmaya çalışır.

Kafamda Bir Tuhaflık Romanının Özeti


Orhan Pamuk'un Kafamda Bir Tuhaflık Romanı

Mevlüt Karataş, 1957 yılında doğmuş ve evinin tek erkek çocuğu olarak dünyaya gelir. Köyde yaşamlarını kazanan fakir bir aileden gelmektedir. Babası Mustafa Karataş, iş için İstanbul’a gider ve geçimini yoğurt satarak kazanır. Babasının yanına gitmek ister, Mevlüt ama babası onu çağırmaz. O da köyde çobanlık yaparak ailesine yardım eder.

Daha sonra amcasının oğulları Süleyman ve Korkut İstanbul’a gittikleri için köyde tek kalan Mevlüt de İstanbul’a 13 yaşında iken gider. Orada hem okumayı hem de çalışmayı plânlamaktadır. Babasının yanına yani Duttepe’ye gider ve orada tek odalı bir evde birlikte yaşarlar. Okuduğu lisede siyasetle tanışır. O dönemde sağ-sol çatışmalarının fazlasıyla yaşandığı dönemdir. Ve o sırada Ferhat adında Alevi biriyle yakınlaşır. Ve çok iyi bir dostluk kurarlar. Mevlüt ikinci sınıfta dersleri kötüye gider ve okulu bırakmaya karar verir.

Mevlüt sağ-sol çatışmaları arasında kalır,  çünkü en yakın arkadaşı Alevidir ve kuzenleri ise solcudur. O dönemde Kültepe’de solcular ve Aleviler birbirine girer ve ortalık fazlasıyla karışır. Bu olayın sonunda Kürtler ve Aleviler mallarını, evlerini satıp terk ederler. Bu sırada Korkut köyden Vediha adında bir kızla evlenir. Düğünlerinde Mevlüt, Vediha’nın kız kardeşlerinden birine âşık olur. Gözü renkli olana aşık olur. Fakat ismini bir türlü öğrenememiştir.

Mevlüt artık tanımadığı ismini dahi bilmediği bu kıza sürekli mektuplar yazmaya başlar. Yıllarca mektup yazar, ona. En sonunda Süleyman ona kızı kaçırmak için yardım eder ve kızı kaçırır. Kızın yüzünü gördüğü an kalakalır. Çünkü yıllar önce bir kere görüp aşık olduğu kız değildir. İş işten geçmişti artık ve kaderine razı olmuştu. Bir kere kaçırmıştı, kızı. Ama bu işin bu hâle gelmesinin tek sebebi kuzeniydi. Yani Süleyman aslında gözü güzel olan kızın adını biliyordu ve kendisi ona aşık olduğu için Mevlüt’ü diğer kız kardeşi kaçırmaya yardım etmişti.

Gözü güzel olan kızın adı Semiha’ydı ve kuzeni her şeyi saklamıştı. Durumun böyle olmasına rağmen Mevlüt kaçırdığı kızı sevmiş ve hemen kalbi ısınmıştı. Ev tutar ve kızın babası yaşanılanları affeder ve düğünleri olur. Mevlüt'te bu dönemde dondurma satarak evin geçimini sağlar. Ama pek kârlı bir iş olmadığı için pilav üstü tavuk satmaya başlar. Ve Mevlüt bir kız babası olur, kızın ismini de Fatma koyarlar. Çok geçmeden bir kız çocuğu daha olur. Onun adını da Fevziye koyar.

Bir ara Samiha’nın birine kaçtığı duyulur. Ve o kişinin de Ferhat yani Mevlüt’ün en yakın arkadaşı olduğu ortaya çıkar. Bazı olaylardan dolayı Ferhat öldürülür. Mevlüt’ün eşi de hayatını kaybeder. Mevlüt’ün kızlarından Fatma sevdiği adamla evlenirken Fevziye ise kaçarak evlenmiştir. Mevlüt ve Samiha dul kalmışlardır ve akrabalarının ısrarı üzerine evlenirler. Duttepe’de bir apartman yaparak bütün akrabalar burada yaşamaya başlarlar. Mevlüt hâlâ boza satmaya devam etmektedir. Çünkü sokaklarda kendini buluyor ve vazgeçemiyordur.

Orhan Pamuk’un Kafamda Bir Tuhaflık adlı romanı altı yılda yazmış olduğu ve naçizane fikrimle akıcı ve bir solukta okuyabileceğiniz bir yapıttır. Mevlüt’ün roman boyunca aklındaki tuhaflıklara cevap arama çabası bizi o mahalleye o zor şartlara adeta sürüklüyor. Siyaset, ekonomi, evlilik, göç gibi çoğu konuya değinen bu roman hayatın içinden alınmış bir parça gibidir...

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

Yazar: Nurgül Üşengül